Hamdiyye

Tekkelerde Sofra Âdâbı ve Hamdiyye

 
Muzaffer Efendi Hazretleri tasavvufa ve tarîkat-ı aliyyenin âdâb ve evrâdına tahsîs ettiği eseri Ziynet’ül Kulûb’de tekkelerdeki sofra âdâbına dâir şunları lutfetmişler…
 
TEKKELERDE YEMEKLERDEN SONRA OKUNAN HAMDiYYE
 
Akşam namazı edâ edildikden sonra, dervîşân sünnet-i seniyyeyi ihyâ için ellerini yıkarlar ve sofraya öyle otururlar. En son şeyh yani mürşid olan zât, ellerini yıkar ve o da sofraya oturur. Yemeğe evvelâ  şeyh başlar, âşıkân da onu ta’kîb ederler. Yemek esnâsında, pilava kadar konuşulmaz. Bazı tekkelerde, yemekden sonra su dahî içmezler. Yemekden sonra, önce şeyh ellerini yıkar. Sofradan kalkılmadan, mürşid “eûzu-besmele” ile “Fâtiha-i Şerîfe”yi ve “Sûre-i Haşr”ın son âyetlerini okur veya hazır olanlardan birisine okumasını işâret eder…
 
 
Sûre-i Haşr’ın son âyetlerinin kıraatı bittikten sonra, şu ilâhi okunur…
 
Allah bize lutfetti şükür elhamdülillah
Ni’metine gark etti şükür elhamdülillah
 
Hak lâ ilâhe illallah Hû lâ ilâhe illallah
 
Yiyelim ni’metini  analım Hazret’ini
Umarız(1) rahmetini şükür elhamdülillah
 
Hak lâ ilâhe illallah Hû lâ ilâhe illallah
 
Yok iken vâr eyledi ‘arz-ı dîdâr eyledi
Resûle yâr eyledi şükür elhamdülillah
 
Hak lâ ilâhe illallah Hû lâ ilâhe illallah
 
Gönderdi doğru yola kullar kulluk eyleye
Hak bize kulum diye şükür elhamdülillah
 
Hak lâ ilâhe illallah Hû lâ ilâhe illallah
 
Harc edelim vârımız kurbân olsun cânımız
Kur’ân’dır imâmımız(2) şükür elhamdülillah
 
Hak lâ ilâhe illallah Hû lâ ilâhe illallah
 
Muhammed kadem basdı şefi’ olmakdır kasdı
Hakk’ın sevgili dostu şükür elhamdülillah
 
Hak lâ ilâhe illallah Hû lâ ilâhe illallah
 
Ol Resûl’ün(3) yârları cenettedir cânları
Biz severiz(4) onları şükür elhamdülillah
 
Hak lâ ilâhe illallah Hû lâ ilâhe illallah
 
Bağdâdî’nin bu sözü kabûl eyle niyâzı
Dergâha sürdüm yüzü şükür elhamdülillah

Nüsha Farkları : 1 Övelim 2 Îmânımız 3 Ol Habîb’in 4 Sevenleriz onları

Efendi Hazretleri “sonra bu duâ okunur” diyerek aşağıdaki kısa duâyı kaydetmişler…
 
Elhamdülillah zâdâllah berekât-ı Halîlullah
Elhamdülillahillezî et’amenâ ve sakânâ ve ce’alenâ mine’l-müslimîn
Ve rahmetullahi ve berekâtühû ‘alâ sâhibi’t-ta’âmi ve’l-âkilîn
Ni’met-i Celîl, bereket-i Halîl, şefâ’at-i Resûl
Allahümme zid ve lâ tenkus bi-hürmeti’l Fâtiha..
Efendi Hazretleri, duâdan sonra okunacak gülbenk için de aşağıdaki metni lutfetmişler… 
Elhamdülillah, Allah, Elhamdülillah yâ Allah..
Elhamdülillah lâ ilâhe illallah Hû, lâ ilâhe illallah Allah…
Bu gitti ganîsi gele, Hak berekâtın vere…
Yensin eksilmesin, taşsın dökülmesin…
Kotaranlar, pişirenler getirenler nûr olsun, içleri, dışları sürûr olsun…
Gönülleri aşk-ı ilâhî ve aşk-ı Resûl ile dolsun…
Yediğimiz ni’met ibâdete kuvvet olsun, gözümüz sırlar görsün…
Üçler yediler, kırklar, cümle evliyâullahın himmetleri üstümüzde olsun…
Devletimiz adl ile tâ kıyâmet pâyidâr olsun…
Ordularımız düşmâna gâlib olsun, düşmanlarımız kahr u tedmîr olsun…
Ümmet-i Muhammed’in âsîleri ıslâh olsun…
Hastalar şifâyâb, derdlere dermân olsun, âşıklar vuslat bulsun…
Bi-hürmeti aşk-ı ilâhî, nûr-i Nebî, kerem-i Alî, gülbeng-i Muhammedî…
Selâmet-i hâzırûn, selâmet-i gâibûn, üçler, yediler, kırklar, islâma boyun eğsin cümle ırklar, kalksın aradan derdler…
Dem-i evliyâullah, sırr-ı enbiyâullah, bi-şefâ’atihim ecma’în…
Vâris-i Hayder-i Kerrâr, sâkî-i aşk-ı ilâhî Pîrimiz Sultân Muhammed Nûreddin el-Cerrâhî dem-i devrânına Hû diyelim Hû
Tekabbel minnâ, kerem- i Mevlâ, yâ Allah Hû…
 

“Hamdiyye”, “Şükriyye”, “Taamiyye”, “Şükür İlâhisi” gibi adlarla bilinen bu müstesnâ nutkun sâhibi Edirneli Hamdî Bağdâdî Hazretleridir. Bu zât Şeyh Osman Sıdkî Efendi‟nin halîfesidir ve Tarîk-i Uşşâkiyye’de “Pîr-i Sânî” kabûl edilen Cemâleddîn Uşşâkî Hazretlerinin mürşididir. Bu sebeble bu ilâhi Uşşâkîler arasında çok yayılmış, zamanla diğer turuk-i aliyye erbâbı tarafından da benimsenmiş ve dergâhların çoğunda okunagelmişdir…


Bu vesîle ile nutk-i şerîfin sâhibi Hamdî Bağdâdî Hazretlerinden de teberrüken biraz bahsedelim…Kendisi de Uşşâkiyye ricâlinden olan Hüseyin Vassâf Efendi meşhûr eseri “Sefîne”de bu zât hakkında şu bilgileri veriyor : 

Şeyh Osmân Sıdkî Efendi halîfesidir. Meşâyıh-ı ızâm-ı Uşşâkıyye’dendir. Edirne’de zuhûr edip, müşârünileyhden mazhar-ı kemâl olmuştur. Pîr-i Sânî Cemâl-i Uşşâkî’nin şeyhidir. “Bağdâdî” diye teşehhürü Bağdâdlı olmasından değil çiçek merâklısı olmalarıyla Bağdâd’a kadar bir çiçek için azm-i sefer etmelerindendir. Çiçekle iştigâli halkdan tesettüre Bağdâd seferi ise bir emr-î ma’nevîye müstenid olsa gerekdir. Yirmi altı sene mertebe-i irşâdda ferman-fermâ olmuşlardır. Edirne’ye her azîmetimde kabr-i âlîlerini ziyâretle kâm-yâb oldum. Kabirleri İstanbul yolunda büyük kabristanın orta yerindedir. Üzeri açıktır. Demirden şebeke vardır. Mezâr taşında şu manzûmeyi okudum:

Hazret-i şeyh-ı şuyûh-ı kâmilân
Şeyh Muhammed ol veliyy-i muhterem
Zümre-i Uşşâki’den ol pâk zât
Mürşid-i tâm idi ol fevka’l-ümem
Mevti oldu âlemin mevti gibi
İlm ü irfânıyla olmuşdu ‘alem
Ol fenâ fillâh bekâ billâh idi
Rûh-ı pâki cismi olmuşdu ‘adem
Zâtın anlamazdı sûret-bîn olan
Sırrı ilhâm ile idi dem-be-dem
Cevher-i ye’s ile didim târihin
Vasl-ı Hakk’ı buldu Bağdâdî bu dem
1136 = ( وصل حقى بولدى بغدادى بو دم ) /(1723)
 
Vassâf Efendi’nin Şeyh Hasan Şa’bânî’den iktibâs ettiği malumata göre, “Hamdî” bu zâtın mahlası imiş…Aslen Edirne’li imiş…Bağdat’da uzun zaman kalmış bu sebeble “Bağdâdî” diye meşhûr olmuş…Kimseden okumamış fakat devrindeki büyüklerle sohbet ederek kendi kendini yetiştirmiş…Keşfi açık, ârif bir zât imiş…Şu iki nutk-i şerîflerini de teberrüken buraya derc ediyorum…
 
NUTK-İ ŞERÎF
 
Aşkınla dâim uçarız
Her dem biz cândan geçeriz
Vahdet meyinden içeriz
Uşşâkîler dirler bize
 
Âdâb ile erkânımız
Minnet ile burhânımız
Hakk’a virdik hep varımız
Uşşâkîler dirler bize
 
Kullukta yoktur ârımız
Resûlullâh muhtârımız
Hüsâmeddîn’dir pîrimiz
Uşşâkîler dirler bize
 
Cihâd itmekdir kârımız
İmâm Ali’dir ulumuz
Dâim Allâh dir dilimiz
Uşşâkîler dirler bize
 
Ayılmadı sekrânımız
Vuslat idüp cânânımız
Bâğ-ı firdevs meydânımız
Uşşâkîler dirler bize
 
Âl u ashâb yoldaşımız
Dökülsün kanlı yaşımız
Der Bağdâdî aşk işimiz
Uşşâkîler dirler bize
 
NUTK-İ ŞERÎF
Elhamdülillah şükür
Eyledik Hakk’a zikir
Gitdi ihsâna fikir
Allah Allah diyeli
 
Kalmadı dilde gubâr
Eyledi hep târumâr
Buldu derdliler timâr
Allah Allah diyeli
 
Dost bağında bülbüller
Feryâd idüp güldüler
Maksûdların buldular
Allah Allah diyeli
 
Doldu gönüle nûrlar
Oldu zâkir münevver
Melekler rahmet diler
Allah Allah diyeli
 
Bu tevhîdi kim tutar
Cân terkin ura meğer
Bağdâdî’den yok eser
Allah Allah diyeli
metni de aldığımız ilahileri şuradan dinleyebilirsiniz :
http://defter-i-ussak.blogspot.com.tr/2016/01/tekkelerde-sofra-adab-ve-hamdiyye.html

Yorum yapın

You must be logged in to post a comment.