Hânkâhname’deki Uşşâkî tekkeleri

Hânkâhname’deki Uşşâkî tekkeleri

asitane_ussaki_bg1

Tasavvuf müesseselerine kimi zaman tekke, dergâh, zâviye, ribât, kalenderhâne, kimi zaman da âsitan veya hânkâh denmiştir. Tarikat mensuplarının oturup kalktıkları, zamanlarının büyük çoğunluğunu geçirdikleri, âyîn icra ettikleri bu mekânlar, Bektaşîler tarafından “pîr evi, makâm-ı pîr, âsitâne-i pîr” olarak adlandırılır.  Hânkâha bağlı olan kuruluşların büyüklerine tekke, küçüklerine zâviye adı verilirdi. Büyük tekkelere, yine Farsçadan alınmış olan ve aynı anlamı taşıyan dergâh da denilmektedir.

Bir tarikatın veya tarikat kolunun merkezi durumunda olan büyük tekkelere verilen isimlerden biri de âsitânedir. Farsçada kapı eşiği, kapı dibi, eşik yanı gibi anlamlara gelen âstân kelimesi Türkçede âsitâne şeklinde telaffuz edilmiştir. Bu kullanım XVI. yüzyıldan itibaren yaygınlık kazanmış ve bütün tarikatların terminolojisinde yer almaya başlamıştır (Tanman 1991: 485-486). Öyle ki bu kelime sadece büyük dergâhlar için değil aynı zamanda İstanbul için de kullanılan adlardan biri olmuştur. Tekke manasına gelen Farsça “hângâh”tan Arapçaya “hânkâh” şeklinde geçen ve Türkçede “hânikâh” şeklinde kullanılan kelime ise ıstılah olarak tarikat müesseselerinin merkezi anlamında kullanılmıştır. Tekkeler ve zâviyeler bağlı bulundukları hânkâhlar vasıtasıyla maddi ve manevi ihtiyaçlarını sağlarlardı. Bu nedenle hânkâh postunda oturan şeyh tarikatın en büyük şeyhi sayılırdı. Kimi tarikatlarda tekke ve zâviyelerin şeyhleri hânkâh şeyhi tarafından seçilirdi.1 …

Hânkâhname veya Dergahname isimli eserlerde verilen bilgiler: dergâh adı, dergâhın hangi tarikata bağlı olduğu, ibadet günü, mevcut şeyhi şeklinde listelenmiş kısa açıklamalardan ibarettir. …

Hânkâh-nâme’de görülen aruz uygulamalarından bazı örnekler:
 
İmâle-i Maksûre
 
Gülşenî dahı oların bir gül-i zîbâsıdır
Dahı tarîkın bülbül-i şeydâsıdır (14)
 
Eyleyip fevvâre-âsâ eşk-i çeşmini revân
Gel Havuzlu Tekyesi’nde ağlayalım her zemân (116)
 
Tekye-i Uşşakì’de devrana gir leyl ü nehar
Rahatül-ervahdır [sen kıl] Hüseynì’de karar (71-72)
 
 
II. Fasıl: Tekye-i ‘Uşşâki,
Uşşâkî 71 27 G. Kut ve T. Kut, birden fazla Uşşakî Tekkesi olduğu için ilk kurulanın bilgilerini paylaşmışlardır.(G. Kut ve T. Kut, s. 236) Lutfî, Kocamustafa Paşa civarındaki tekkeleri sıraladığına göre, bunun Şehremini etrafında Yenibahçe’de Halıcılar’da bulunan Uşşakî Efendi Tekkesi olma ihtimali yüksektir. (Galitekin, s.418)
 
III. Fasıl: Havuzlu Tekyesi
Havuzlu 116 84 Uşşakî, Nişanca, Türkeli Caddesi, Nişanca Yokuşu, Havuzlu Mescid Sokağı, 735 ada 12 parsel, Lala Hüseyin Paşa’nın hayrı  Havuzlu Mescid (Özdamar, s. 66) (günümüzdeki cami onun arsasına yapılmış yeni bir camidir)
VI. Fasıl: Mahmûd Ağa
Mahmûd Ağa 143 81 Uşşâkî, Keçeciler’de, Salı (Galitekin, s. 238)
 
Lokman Turan
http://www.turkbilig.com/pdf/201121-139.pdf

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.