Hazmî Uşşâkî Hazretleri ve Bir Mersiyesi

Hazmî Uşşâkî Hazretleri ve Bir Mersiyesi


HAZMÎ UŞŞÂKÎ HAZRETLERİ 

Hazmi (Tura) Efendi, 1881 yılında Arapgir’de doğmuş, tahsil için İstanbul’a gelmiş, Arapgirli Hüseyin Avni Karamehmetoğlu’ndan icâzet alarak Bâyezıd Dersiâmları arasına katılmıştır. Pâdişâh huzurunda yapılan “Huzur Dersleri”nde muhâtablıkta bulunmuş, 20 sene Murad Molla Kütüphanesi’nde görev yapmış, 10 sene Süleymaniye Kütüphanesi müdürlüğünü yürütmüştür. Çeşitli şehirlerde ve vefâtına kadar İstanbul’da Fâtih Câmîi’nde Mesnevî okutmuştur.

Gençlik yıllarında meşâyıh-ı kirâm-ı Kâdiriyye’den Ali Rızâ Efendi’ye intisâb eden Hazmi Efendi, 1918 yılında Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi şeyhlerinden Mustafa Hilmî Sâfî Efendi‘ye intisâb etmiş, aynı zamanda da dâmâdı olmuştur. Mustafa Sâfî Efendi’den hâlifelik alarak İstanbul Fâtih Keçeciler’de bir Uşşâkî tekkesi olan şeyh Mahmud Bedreddin Dergâhı’nın son postnişîni olmuştur.

Hazmi Efendi 1379 senesinde Hac farîzasını îfâ etmiş, orada rahatsızlanmış ve İstanbul’a geldikten sonra 5 Muharrem 1380 (29 Haziran 1960) târîhinde Hakk’a yürümüşdür. Kasımpaşa’da Feriköy Helvacı Bacı Mezarlığında mürşidi ve kayınpederi Mustafa Hilmî Sâfî Efendi’nin kabrinin başucuna defnedilmişdir. Talebesi Ahmet Mahir Gedikoğlu; Hazmî Efendi’nin, şeyhi ve kayınpederi Mustafa Sâfî Efendi’nin kabrinin ayakucunda yer olmadığı için onun başucuna gömüldüğünü, defin merasiminde bulunan herkesin “Allah için başucuna lâyıktı” dediklerini aktarmaktadır. Cenâze merâsimine şâhid olanlar, Muzaffer (Ozak) Efendi Hazretlerinin büyük bir cemaat ile, meşâyih-i kirâm hazerâtına mahsûs usûlde, tekbîr, tehlil ve zikrullah ile icrâ-yı merâsimde bulunduklarını anlatıyorlar…

Hazmî Efendi Hazretlerinin birçok te’lifâtı ve tercümeleri yanısıra bir de dîvânı vardır…Biz mâh-ı muharrem vesîlesi ile, buraya pek âşıkâne bir mersiyesini kaydedip, bu mersiyeyi muharrem aylarında nevi şahsına münhasır uslûbu ile okuyan Sebilci Hüseyin Efendi’nin bir arşiv kaydını da sizlerle paylaşmak istiyoruz…Hazmi Efendi’nin mürşidi Sâfî Efendi Hazretleri, Sebilci Hüseyin Efendi’nin amcasıdır…

Hüseyin Sebilci Efendi seslendiriyor :

Gelin ey ehl-i velâ cûş ederek çağlayalım
Kerbelâ fâciasın yâd ederek ağlayalım
Giyelim kisve-i mâtem karalar bağlayalım
Mâtem-i Âl-i Abâ ile ciğer dağlayalım
Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri
Bilmek ister misin ey ehl-i velâ n’oldu bugün
Gül-i bâğı nebevî vah ne yazık soldu bugün
O Hüseyn-i Alevî işte şehîd oldu bugün
Mâtem-i Âl-i Abâ ile cihân doldu bugün
Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri
Kerbelâ yazısının şiddeti oldu berter
O havlin ateşi olmuşdu cehennemden eser
Savaşan sadece son kalmışdı Ali Ekber
Atılan bir ok ile oldu şehîd ol gevher
Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri
Hastalanmış yatıyordu ol Ali Asgar
İnliyordu bir içim su diyerek o server
Sararıp solmuş idi hayf ki o mâh-ı enver
Bir içim suyu diriğ etti o zâlim ebter
Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri.
Sarılıp boynuna Zeyneb dedi ey Zeyn-el Âbâ
Edeyim göz yaşım ile seni yavrum işbâ
Ağlıyor şimdi bize ruh-i cenâb-ı Zehrâ
Göğsüme koy başını ağlama ey mehlika
Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri
Safter-i kerb-i belâ işte bugün oldu şehîd
Kutve-i ehl-i safâ işte bugün oldu şehîd
Ziynet-i arz u semâ işte bugün oldu şehîd
Nuhbe-i Âl-i Abâ işte bugün oldu şehîd
Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri.
İçdi çün câm-ı şehâdet o Hüseyn-i yektâ
Yere düştükde başı titredi arş-ı a’lâ
Göklere çıktı o dem velvele-i vâveylâ
Sen de eflâke çıkar nâleni Hazmî-i şeydâ
Soldu eyvâh bugün Fâtıma gül goncaları
Öldürüldü Ali‘nin gönlünün eğlenceleri
Hazmî Efendi Hazretlerinin hayatı ve eserlerini konu alan bir yüksek lisans tezine ulaşabilirsiniz…
http://www.islamvetasavvuf.org/dosya/kitap/tbkitap/53.pdf
Alıntının Kaynağı :
http://defter-i-ussak.blogspot.com.tr/2014/11/hazmi-ussaki-hazretleri-ve-bir-mersiyesi.html

Yorumlar kapatıldı.