Kaşif Esad Efendi ve Divanı

Ümmi Sinan’ın Saklı Hazinesi: Kaşif Es’ad Efendi

Hayatı – Edebi Kisiliği – Divanı

Enes İlhan Grafiker Yayınları

17.yy.da halvetiler en etkin tarikat olma özelliğini sürdürür. Sivasiyye, Karabaşiyye, Nasuhiyye, Cahidiyye, Ramazaniyye, Cihangiriyyeve Mısriyye kolları kurulmuştur. (s.29)

Divan edebiyatına mensup bilinen şairlerin haricinde kaynaklarda dahi adı geçmeyen pek çok şair vardır ki yazdıkları şiirler ile büyük şairlerin şiir kalitesine ulaşmışlardır. Bu şairler saklı hazineler gibi mahzenlerinde bulunup gün yüzüne çıkarılacağı günleri beklerler. Elmalılı Ümmî Sinan’ın(v.1657) halifesi Kâşif Es’ad Efendi (17.yy)de Tavşanlı’daki mahzeninde bizleri beklemektedir. Bu eserde  Ümmî Sinan’ın saklı hazinesinden inciler yer almaktadır. Şimdilik birkaç altın beyit ile iktifa ediyoruz.

Senünle rah-ı talebde mucid olup her dem

Süluk-ı aşk idelüm açılınca vech-i cemal (syf.174)

Suz-i aşkun yakdı akl u can u cismüm varını

Kandasun ey canuna canan olan tevhid-i zat (arka kapak)

 

Kaşif efendi’nin divan ve Kaşif’ül esrar adında iki eseri vardır.

….

Şair ilk olarak Şiir nedir sorusuna cevap vermeye çalışmakda ve bunun için önce Nutk yani Konuşma üzerinde durmaktadır konuşma eyleminin oluşumunu Akıl- kalp – nefis – zikir – nefes – Savt – terkibi huruf – lisan sıralamasıyla izah etmeye çalışır. Şaire göre Hak’tan gelen marifet ilk önce akla gelir ve üste çizilen sıralamaya göre en son lisan halinde belirir. İnsanın konuşma eylemi ile diğer varlıklardan ayrıldığına ve onun Rabbini tanımasının yegane yolunun konuşma eylemine bağlı oluşuna işaret eden Kaşif Efendi konuşmayı da 9 mertebeye ayırır. İlk mertebe bebeklerin konuşmasıdır bu aç aşamada fazla kelime bilgisine gerek yoktur Tek kelime ile konuşma ile mi gerçekleştirilmeye çalışılır . İkinci mertebe Çocuğun artık kendisine yarayacak yiyecek ve içecekleri isteyerek isteyecek kadar ilim sahibi olduğu zamanki konuşmasıdır. Üçüncü mertebe çocuğun büyük fayda ve zararı idrak edebilecek seviyeye geldi anki konuşmasıdır. Dördüncü mertebe hece ve Kur’an okumaya başladığı zamandır. Beşinci mertebe Arap ve Fars dillerini öğrenerek kendi dillerindeki mana evrenini kavrama zamanıdır. Altıncı mertebede zahiri ilimleri bilip tarikata intisap ederek mutasavvıfların kullandığı kelimeler ile konuşmaya başlamasıdır.Yedinci mertebede meani ilmi ne ve Kuran hakikatlerine vakıf olarak kendisine has bir edaya ulaştığı mertebedir Sekizinci mertebede sülük erbabının yolunu ve kemalatı idrak ettiği zamandır. Dokuzuncu mertebe vezninin Ahengi tabiatın güzelliği ve sarhoş edici mana ve şirin sözün şiir tarzında birleştiği ve Kudret lisanının tercümanı olduğu vakittir
……..

 

foto : Yedikule Uşşâkî Camii bahçesindeki Mehmet Emin Tevfik Efendi kabr-i şerifi

 

Tarik-i Uşşâkîyyeden Mehmet Emin Tevfik Efendi (v. 1913) her iki Divan nüshasının da yeniden yazarak çoğaltanıdır.

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.