Ramazan-ı Şerif ayının halveti itikaftır

Ramazan-ı Şerif ayının halveti itikaftır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Ramazan-ı Şerif’in Son on günündeki Fazileti :

Hz. Aişe (r.a.) buyurdu ki : “ Resulullah (s.a.v.) bu on gündeki ibadet ve taat hususunda diğer günlerden daha fazla önem verirdi.” “Ramazan’ı Şerif’in son on günü girince Resulullah yatağa yanaşmaz, gecesini ibadetle ihya eder, ailesini uyandırır, ve başka zamanlarda gayret göstermediği kadar son on günde ibadete çalışırdı. Resulullah (s.a.v.) Allah-u Teala (Medine-i Münevvere’ye hicretinden) kendisini vefat ettirinceye kadar Ramazanın son on gününü itikafta geçirdi.”

Muhammed Hikmet Dağlıhafız  İbadet Takvimi s.42

…….

  1. 74/1“Ramazanın son on gününde i’tikâf etmek, iki hac ve iki umre yapmak kadar sevaplıdır.
  2. 236/10  “İ’tikâf yapan kimse, günahlarını durdurur.” Yâni günahları afv ü mağfiret olur, günahların işi biter mânâsına.

http://www.kadinveaile.com/kucuk-halvet-itikaf/

…….

Oruç = Savm. Namazda mü’minin mi’racını mütalâa etmelidir. Ramazan’da ise Allah’ın tecellîsini görmelidir, duymalıdır. O temiz ve lekesiz bir tahtgâh ister. Oraya nur ile yerleşir. Hazret-i Mevlânâ “Açlık Tanrı sofrasıdır” buyuruyor. Avâmın muhâl zannettikleri vuslat, ikiliğin muhabbetle bir oluşu için iki şekil vardır. Ya kul Allah’a doğru mi’rac eder, yükselir. Bu hal namazda ve tefekkür halinde olur. Yahut Hakkın tecellîsiyle, tenezzülüyle, lütfu keremiyle hâsıl olur. Tenezzül kelimesini anlaşılması için kullandım. Şeriat ehlinden başka yol bilmeyenlerin katında tenezzül kelimesi kullanılmaz, günahtır. Halbuki tasavvufta Allahtan başka varlık yoktur; şirktir, küfürdür. Yalnız; mertebelere riâyet etmek lâzımdır. Evet hep O’dur.

Fakat bilenler için nurlar, feyizler saçan bu cümle noksanların, idrâksizlerin fehmiyle bağdaşamaz. Gönlümüze cin, peri dolarsa deli oluyoruz. Allahın nuru dolarsa niçin velî olmayalım? Esâsen Rabbimizin «Acıktım, beni doyurmadın. Hasta oldum, ziyâretime gelmedin. Ey Habîbim o toprağı atan sen değilsin benim, kulumla benim öyle ânım olur ki aramıza ne Nebîyyi Mürsel, ne de melek-i mukarrib girebilir!» Kelâm-ı kudsîleri zühre yıldızları gibi gönül semâsında idrâkimize nur saçmaktadır. İşte Hakkın tecellîsi; nurunun istilâsı Ramazanda olur. Vuslat budur. Oluş budur. İdrâk budur. Bu oluşu müsbet ve menfî tellerin birleşmesiyle hâsıl olan nura benzetmek kâbildir. Bu neşeyi hayatta zevk etmelidir.

s.50

Nusret Tura Uşşaki (k.s.a.)
Aşk ve Muhabbet Yolu

http://www.terzibaba13.com/wp-content/uploads/2014/09/77_Aşk-ve-Muhabbet-Yolu.pdf

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.