Salâhi Hazretlerinin Makāmât-ı Hamîdiyye Şerhi’nden

Makāmât-ı Hamîdiyye Şerhi’nden Allah’ı Bilme

Salahaddin_Ussaki_DSCF5347_a

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

18. asır âlim, mutasavvıf ve şairlerinden Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkî (1117-1197/1705-1782) Makāmât-ı Hamîdiyye Şerhi’nde Allah’ı bilmenin ya “istidlâl” (delil getirme) bilgisiyle yahut keşif ve riyazetlerle olacağını, istidlâl sahiplerinin de iki kısma ayrıldığını, istidlâl ve delilleri Hz. Peygamber’in hadisine uygun bulunan gruba “mütekellimîn” (kelâm âlimleri, kelâmcılar) dendiğini anlatır. İkinci grup, istidlâl ve delilleri Hz. Peygamber’in hadisine uygun olmayanlardır ki, onlara “Meşşâî filozoflar” denir. Meşşâî filozoflar, Aristo ve ona tâbi olanlardan ibarettir. Salâhaddîn-i Uşşâkî’ye göre, Allah’ı bilmeyi, riyazetler yoluyla elde eden keşif ve riyazet sahipleri de iki kısımdır: Biri, riyazet ve amelleri, kanun koyanın, yani Allah ve peygamberinin kelâmına, pek nurlu İslâm dinine uygun olanlar grubudur ki, bu bölüğe “sufiler” (tasavvuf ehli) denir. İkincisi, riyazetleri kanun koyucunun sözüne ve çok parlak İslâm dinine uygun olmayanların teşkil ettiği gruptur. “İşrâkıyyûn” adı verilen bu topluluk mensupları, Eflâtun ve Aristo’dan başka onun öğrencilerinden ibarettir. (Akkuş, 1998: 54-55).

kaynak :  MEHMED ALİ FETHÎ’NİN TERCEME-İ NESÂYİH-I EFLÂTÛN-I İLÂHΠİSİMLİ ESERİ1  ‘nden alıntı  s.451
Prof. Dr. Âdem CEYHAN  Celal Bayar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi,  Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
Araş. Gör. Tuğba AYDOĞAN Celal Bayar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi,  Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

belh_ussaki_balkh_1

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Belh : Afganistan – Özbekistan sınırında Mezar-ı Şerif’e yakın şehirden bir görüntü

 

Meraklısına notlar:

1-MAKĀMÂT-ı HAMÎDÎ    (مقامات حميدي)

Ömer b. Mahmûd el-Belhî’nin (ö. 559/1164) makāme türündeki eseri.

Kadı Ebû Bekir Hamîdüddin Ömer b. Mahmûd el-Belhî hakkında fazla bilgi yoktur. Şiirlerine ve Belh’te kādılkudât olduğuna bakılarak iyi bir öğrenim gördüğü söylenebilir. Kaynaklarda kadılıkta Kādî Şüreyh’e benzetildiğine, şiir ve nesirde zamanının Ebû İshak es-Sâbî’i ve Ebû Nüvâs’ı olarak nitelendirildiğine göre önemli bir kişi olmalıdır. Şair Evhadüddîn-i Enverî’nin Belh şehrini hicveden, başkası tarafından yazılarak kendisine atfedilmiş bir şiir yüzünden saldırıya uğradığında Hamîdî’ye sığınıp canını kurtarması, arkasından da onun hakkında parlak kasideler yazması bu görüşü desteklemektedir.

Kadı Hamîdüddin ününü, Bedîüzzaman el-Hemedânî ve Harîrî’nin Arapça makāmelerinin etkisi altında yazdığı Farsça Maķāmât adlı eserine borçludur. Nizâmî-i Arûzî, 551-552 (1156-1157) yıllarında kaleme aldığı Çehâr Maķāle’sinde bu eserden bahsettiğine göre müellif 551’de (1156) yazmaya başladığı kitabını bir yıl içinde tamamlamış olmalıdır. Eser, yirmi dört konuyla ilgili yirmi üç makāme ve bir hâtimeden meydana gelmektedir.

Makāmelerde rastlanan şiirlerinden Hamîdî’nin başarılı bir şair olduğu anlaşılmaktadır. Eserini oldukça sade bir Farsça ile kaleme almakla birlikte yer yer döneminin modasına uyarak veya Bedîüzzaman el-Hemedânî ve Harîrî’nin etkisiyle tumturaklı bir dil kullanmıştır.

diyanet ansiklopedisinden (http://www.tdvia.org/dia/ayrmetin.php?idno=d270417 )

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.